YA BAŞ ÖRTUMLE YA BAŞ ÖRTUMLE...

Sen ! İmanlı Genç ! Üzülme !
Yaşananlar Bir Dirilişin Muştusunu Haber Veriyor...
Bir Mücadele Veriyorsam Sırf İnancım Gereği,
Alınmıyorsam Kapı Önlerinde Bekletiliyorsam,
Bil ki Bu Bekleyişin Çok Kutlu Bir Tavırdır...
Önüne Nice Engeller Konulmak, Yükselişin Durdurulmak İsteniyor,
Varlığından Çekiniliyor, Olmadık Oyunlarla Sesin Kısılmak İsteniyorsa...
Bil ki Bu Hayırlı Sabahların Müjdeleridir...
YA BAŞÖRTUMLE YA BAŞÖRTUMLE

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (25) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

Biricik aşkım'a... ŞehiDiM'e...

 

Sana bu satırları yazarken kalbimin atışını duyman lazım öyle hızlı ki

Bir görsen öyle heyecanlıyım ki…

Sanki karşımdaymışsın gibi sanki benimle konuşuyormuşsun gibi hissediyorum…

Seni sevdiğimi bir kere daha anlıyorum.

 

Sen benden gideli tam 1 ay oldu. Kalbimi çalıp geri vermediğin günün 1. ayı

 

Şehidim… Mehmet’im…

Sana bu mektubu yazarken gözlerim yine doluyor, kızma bana tamam mı?

Seni düşünüyorum, seni düşlüyorum, sana yazıyorum nasıl duygulanmam?

 

Çok özlüyorum seni bir tanem

Çalan her kapıya sensin diye koşuyorum…

Arayanları yine sen sanıyorum,

 Başkası olunca telefonun ucunda yüreğim burkuluyor

Canım acıyor…

 

Herkese; senden, aşkımızdan, birbirimizi ne çok sevdiğimizden bahsediyorum

ama tutamıyorum kendimi yine doluyor gözlerim, kelimeler boğazıma diziliyor

Beni sıkı sıkı tembihlemiştin

‘bana bir şey olursa gözünden bir tek damla yaş dökülmesin, dayanamam… Söz ver bana’

diye affet beni canım sözümü tutamadım

Senin özleminle yanıp tutuşan gönlümün yangınını söndüremem, gözümden akan yaşları dindiremem

bundan eminim..

 

Mehmet’im…

Aslında hissediyorum sen buralardasın, benim yanımdasın biliyorum.

Geceleri açılan üstümü örttüğünü hissediyorum

Kokunu duyuyorum

Ama geri dönmeyeceksin bunu da biliyorum

 

Hep resimlerimize bakıyorum kendimi öyle avutuyorum

O gülüşün, o yanağındaki derin gamzen, kendinden emin duruşun, elâ gözlerindeki o mutlu bakışın benim gözümden bir tek damla düşmesi için yeterli bile…

Seni çok özledim çok…

 

Sen yağmuru çok severdin… Yağmur yağdığı zaman ya soluğu hemen pencerenin kenarında alırdın ya da tutardın beni kolumdan doğru sokağa,‘ yağmur altında yürümeye’

Şimdi yine her yağmur yağışında aklımdasın…(Hiç çıkmadığın aklımda)

Artık bende yağmurun her yağışında soluğu pencere kenarında alıyorum

 

Hep aklımdasın bir tanem, unutulmazım…

Ben seni unutamam ki zaten sen ki benim ilk aşkım, yârim, canım, ciğerim…

 

Biliyor musun canım…

Yarın sevgililer günü

Hediyen yok ama bende sana sunulan kocaman bir yürek ve de kabul edersen bu mektup var…

Sen benim yüreğimdesin, o yüreğin en kıymetli köşesinde…

Sen benim hayatımdaki biriciğim, sevdiceğim,  kıymetlim, vazgeçilmezimsin

 

 

Seni çok seviyorum…

Çok özlüyorum bir tanem

 

 

 

İlk aşkın... 

 

 

 

 

 

 

NOT: Yaklaşan şehitler haftası ve sevgililer günü için kalemimden dökülenler...

Umarım beğenilmiştir 

Biraz duygu yüklü tamamen hayal ürünü olup blogcu akranlarım abilerim ve ablalarım'a sunulmuştur 

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (61) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

B.KUN İÇİNDE MUTLUYSAN SESİNİ ÇIKARMA !!

Bir zamanlar -ki neredeyse 1 sene önce..- çok sevdiğim(iz) biricik Hamza Serdar Hocam(ız) çok güzel bir hikâye anlatmıştı dersinde...

O hikâyeye bir forum sitesinden rastlayınca hemen Hamza Hocam geldi aklıma eski zaman şöyle bir gözümün önünden geçti..Film şeridi misâli..

 

E hâliyle bu hikâyeyi de sizlerle paylaşmak istedim...

 

Hikâye çok güzel, bir o kadarda ibretliktir..

 Ders çıkarılcak niteliktedir yani

Hikâye şöyle :

 

 

 

 
Bir kuş soğuk bir kış gününde yiyecek bulabilmek için kanat çırpıp

duruyormuş. Hava o kadar ayazmış ki minik kuş dayanamayıp karın üstüne düşmüş.

Kuş çaresiz, soğuk karın üstünde ölümü beklerken ordan geçen
 
İnek
bir inek kuşun üstüne sıçmış. Kuş öyle bi sinirlenmiş ki,

kanatları donmamış olsa, kalkıp ineği dövecek.. bi de bakmış ki bokun

sıcaklığı ile kanatları çözülmüş, yaşama geri dönmüş.

Öyle bi sevinçle ötüyomuş ki, ordan geçen bi kedi de bunun sesini duymuş


ve boku eşeleyip kuşu çıkarmış.

Kuş buna çok sevinmiş, tam kediye teşekkür edecekmiş ki, kedi onu yemiş..

Çıkarılacak Sonuçlar :

1-her üstüne sıçanı düşman sanma

2-seni her boktan çıkaranı dostun sanma

3-en önemlisi:
B.KUN İÇİNDE MUTLUYSAN SESİNİ ÇIKARMA..

 

 

 

Beğendiğinizi umuyorum ... Ayrıca yorumlarınızı bekliyorum

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (38) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

Grip Hakkında Bilinen Yanlışlar..G(a)RİP ama Gerçek :)

                          


 

Nayır Nolamaz.....

Kış mevsimdeyiz... Soğuk, hastalıklar derken geçinip gidiorus :)

Şu aralar griple boğuşuyorum...Ama yaptığım en büyük yanlış istirahat etmem gerekirken ben PC başındayım...Ama bloğuma girmeden de olmuyoo :)

Grip ile ilgili bi kaç araştırma yaptım..Bu konuyu da sizlerle paylaşmak istedim..

Ha bu arada bana Allah'tan şifa dilemeyide unutmayın olur mu ?

Ha ha haaaapşuuuuuu !!!

Elhamdulillah !!! :)

 

:::::::::::İşte araştırma sonucundaki bilgiler: :::::::

 

EN ÇOK DUYDUĞUMUZ HASTALIK HAKKINDA BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR

1) Grip basit bir üst solunum yolu enfeksiyonudur!
       Yanlış!! Grip ani olarak başlayan yüksek ateşle seyreden, aşırı halsizlik, bitkinlik, kuru öksürük kas, eklem ve baş ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Gribe yakalanan kişi en az 3-5 gün yatak istirahati ile kendini toparlayabilir. Ayrıca vücudun bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle zatürree gibi ikincil hastalıklarında tabloya eklenmesi ile hastalık daha da ağırlaşabilir ve özellikle çocuklar, yaşlılar, diyabetliler, astımlılar, kalp ve kanser hastalarında ölüme neden olabilir.
       

       2) Grip aşısı gribe yol açar!

       Yanlış!! Grip aşıları inaktive veya ölü grip virüslerinden üretilir; gribe kesinlikle yol açamaz ve grip hastalığı oluşturmaz.
       
       3) Grip aşısı %100 koruma sağlamadığından, aşı olmamak daha iyidir!
       Yanlış!! Yapılan araştırmalar grip aşısının % 89 etkili olduğunu göstermektedir. Ancak aşı olduktan sonra dahi grip hastalığına yakalanan bir hasta, hastalığı aşı olmamış bir hastadan çok daha hafif geçirecektir ve grip nedeniyle hastaneye yatış önlenecektir.
       
       4) Aşının yan etkileri grip hastalığına yakalanmaktan daha kötüdür!
       Yanlış!! En fazla yaşayacağınız yan etki aşı yapılan yerde hafif kızarıklık yada ağrı, hafif ateş ve halsizliktir. Bu yan etkiler aşının koruma sağladığı grip hastalığının sebep olabileceği ağır komplikasyonlardan çok daha önemsizdir.
       
       5) Kasım ve Aralık ayları grip aşısı olmak için geç bir tarihtir!
       Yanlış!! Grip aşısı tüm grip sezonu boyunca uygulanabilir. Aşı olmak için en uygun zaman Ekim - Kasım ayları olsa da, Aralıkta hatta Ocak ve Şubat aylarında aşı olunması da gripten korunma sağlayacaktır.
       
       6) Bol C vitamini kullanırım ve gripten korunurum!
       Yanlış!! C vitamini herkesin tahmin ettiğinin tersine, gribi önlemez. Sistemi güçlendirir, hastalıklara karşı vücut direncini hafifçe artırabilir ama gribi kapmamızı ve hasta olmamızı kesinlikle engellemez. Hatta aşırı derecede C vitamini, özellikle çocuklar ve yaşlılarda ishale sebep olabilir. Bu da hastalığın ağırlaşmasına, iyileşmenin gecikmesine yol açabilir. Gripten korumaya yönelik bir beslenme biçimi yoktur. Korunmak için bilinen en etkili yol grip aşısıdır.
       
       7) Sadece grip hastalığının belirtileri mevcut iken etrafa grip bulaştırırım!
       Yanlış!! Grip virüsünün bulaşması, hastalık belirtilerinin başlamasından 1-2 gün öncesinde başlar ve hastalık başladıktan 3-7 gün sonrasına kadar devam eder.
       
       8) Yüzlerce çeşit grip virüsü vardır. Oysa aşı sadece 3 virüse karşı hazırlanmıştır. Bu nedenle etkisizdir!
       Yanlış!! Yüzlerce çeşit grip virüsü olduğu bilgisi doğru değildir. Aslında A, B, C olmak üzere üç tip grip virüsü vardır. Ancak bu virüsler zaman zaman yapılarını değiştirebildikleri için alt tipleri oluşabilir. Grip virüslerinde görülebilen bu yapı değişiklikleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından içinde Türkiye’nin de bulunduğu dünyanın çeşitli bölgelerinde sürekli izlenmekte ve değişiklikler saptanarak salgın yapma olasılığı olan virüs tipleri belirlenmektedir. Örgüt (WHO) belirlediği bu virüs tiplerini aşı üreticilerine bildirerek aşıların içerisinde zorunlu olarak bu tiplerin bulunmasını sağlamaktadır. Böylece aşıların içeriğinde salgın yapma olasılığı en yüksek olan virüsler bulunmakta ve korunma sağlanmaktadır.
       
       9) Grip hastalığı esnasında antibiyotik kullanımı hastalığın süresini kısaltır ve daha çabuk ayağa kalkmayı sağlar!
       Yanlış!! Grip hastalığına neden olan influenza virüsüne antibiyotikler etkisiz olduğu için hastalık sırasında antibiyotik kullanımı, hastalığın süresini kısaltmaz.
       
       10) Her yıl grip aşısı olmaya gerek yoktur!
       Yanlış!! Grip virüsleri sürekli değişmektedir. Genellikle her yıl dolaşan virüs suşları değişmekte ve buna bağlı olarak ta aşıların içeriği de değişmektedir. Sonuç olarak her yıl aşılanmak gereklidir. 
       

 

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (30) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

UrfaLı BiR DayıMızDan...

Babo nassan, eyimisen?
Gene Fatihayi kapti, kefi yerinde.
Oraları bilmem ama…
Bıraları bıra olmahtan çihmıs.
Mezarindan kahsay,kafayı yersen.
Öldüğiye sevinirsen…

 

Sıra geceleri bitti artih,
Şindi Bitlis’te bes minare de yoh,
Hasangalasi’nda caketim de kalmamış,
Hem Urfa daglarinda ceylanlar da gezmiy,
Herkes: Sak-suka, saka da - suka söli…

Ne mırranın, ne de kehvenin dadı kaldı,
Kehvenin nestlisi çıkmış, sütü de içinde.
Kaçah çay da hepden kaçah olmış,
Sallama içiyler…

 

Ahhh.. Su gavır icadi televizyon yohmı?
Tam üç tene eve aldim,gene de acans dinliyemiyem.
Kumasinin yüzünden kocasindan ayrilan böyük kız,
Yaseminin penceresinden bahmazsa göremiymiş.
Öbür oğlan Kurtlar Vadisi.
Hele o güççügü yohmu? Sen görmedi.
Saçini hep Amerikan kesdiren,
Gözü, kulagı oyni namissizin.
Acun Firarda deyi, başka bişe demi,
Turizm dersine eyi geliymis.
Valla yalan,
Mahsadi çibildah avratlara bahmah.

 

Torunun Şehmuz’la ifdihar etmelisen,
Aletirik Mehendisi çihtı.
İs bulamadı, kaldirim mehendisiyem deyi.
Galdirim da yoh ya, çamirlarda debeleniy, duruy…

Babo bi de telefon çihmis,minnacih.
Şalvarin cebine on tene sığar.
Tele-fon amba teli,meli yoh.
Eyi bisey de çok yalan söyli.
Ben Silo’yu tarlada görüyem,
Aradigin gisiye ulasilmiy diy.
Ancaaa foturaf çekiy…

 

Bu cümma rühuya hatim indirecekdik;
Mevlüt Hoca nazlaniy,bogazi argiymis,
Yoh gendini üçaylara hazirliymis…
Eve iki tene CD göndermis,
Bunuyla girh hatim iner dimis.
Eh..Sen de bununla idare edersen.
Dünya isleri bitmiy.
Sindi biye müsade;
Asagi kepir tarlaya gidiyem
.
Golf oynayacağam da

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (20) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

Öğrenci Arkadaşlara Yardımcı Olabilecek 3 Site...

Uzun zamandır çalıştığım birçok konuya yardımcı olması açısından internet üzerinden videolar izlemeye başladım... Çok da faydası olduğunu söyleyebilirim hani...

Özellikle takip ettiğim iki site var..

 

 

Biri aslında hepimizin bildiği bir site Mustafa Ekol hocamızın hazırlamış olduğu aslında kendi alanıyla ilgili olan MATEMATİK-GEOMETRİ ağırlıklı bir site...

http://www.ekolhoca.com

Ancak son zamanlarda Türkçe,Kimya,Fizik,Edebiyat konularına da yer verildi sitede...

Ek bir çalışma isteyen arkadaşların bu siteden yararlanmalarını ŞİDDETLE TAVSİYE ediyorum...

---Not : Mustafa Hocanın konu anlatımına bayılıyorum :))

 

 

Gelelim ikinci sitemize...http://www.videodershane.com

Bu sitede Türkçe,Edebiyat,Matematik,Geometri,Fizik,Kimya,Biyoloji,Tarih,Coğrafya, Hatta İngilizce dersine bile yer verilen, öğretmenlerin bilgilerini amatörce olsa da mükemmel şekilde paylaştığı bir site

NoT: Verdiğim siteler hiç bir şekilde üyelik talep etmez :)

 

Hazır genel derslerin paylaşıldığı siteleri vermişken aklımdayken ingilizceyle alakalı konu paylaşımları ve videolu anlatımların bulunduğu bir site... http://www.ingilizcedersanesi.com

 

 

Size çok çok faydalı olacağını umduğum bu sitelerden olağanca faydalanmanızı tekrar tavsiye ediyorum...

İyi çalışmalar :))

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (17) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

"Ben Yapamıyorumcuların Dikkatine!"

Siz yapamıyorsunuz, yapamadığınızı biliyorsunuz, kabul ediyorsunuz. Çoğunlukla neden yapamadığınızın da bal gibi farkındasınız. İtiraf edin. Dizileriniz var. Pc oyunlarınız var. Arkadaşlarla dışarı çıkmak lazım. Evde bir kaç sorun var.Hocalar da iyi anlatmaz. Zaten dersler de çoook zor ve daha çoookk sıkıcı.Değil mi?
 
Değil!
Güzel ve milyonlarca mantıklı bahane üretebiliriz kendimize. Hepimiz yaparız. Ama ne kadar mantıklı üretirsek üretelim onlar "bahane" olmaktan çıkmayacaktır. Bahaneler gerçek nedenler değildir. Uydurma nedenlerdir.(biliyoruz) Yapamıyorumcuların gerçek nedenleri yoktur aslında. Bahaneleri vardır. Fark edin. Yapmamak daha kötüsü yapamamak için neden olarak gösterdiğiniz, bir neden olduklarına inandığınız şeyleri bir düşünün.Ben başarısızım, yapamam, zor demeye biraz ara verin.(Bu kadar yazdım, lütfen ara verin :)
 
Başarısızlığı kabul ediyor olmak apayrı bir başarısızlıktır. Başarısızlığın nedenini bilip de o nedeni ortadan kaldırmaya kendinde mecal bulamamak ise ayrı bir sorun. Felsefede yöntem genelde önce sorunun tespiti üzerine kuruludur. Sorununuzu tespit edin.Matematik ya da başka bir ders ( ya da hayat olsun geniş düşünelim) önce sorununuzu tespit edin. Doktor tabiriyle teşhis edin onu- sizi engelleyen her neyse. Sorunu bulduktan sonra çözüm aşikardır ve bunu en iyi siz kendiniz bilebilirsiniz. Bütün rehberlik öğretmenlerinden, psikologlardan, aile büyüklerinden, arkadaşlarından daha iyi sen bilirsin.Eee neden uygulamıyorsunuz? Hakikaten neden yapmıyorsun?
Herşey senin elinde unutma. Hayatının iplerini tutmaktasın. Ona sımsıkıya tutun ve artık bir sabah uyan! "Ben yaparım yahu" de. "Ne var ki bunda, yaparım ben!"
Tüm önyargılarını yıkmak, yapamıyorum cümlesini çöp kutusuyla buluşturup, emeklerinin karşılığını aldığındaki hazzı yaşamak senin elinde. Bir sabah uyanın artık.
Matematik hayat gibidir. <Çalıştığının karşılığını, hakettiğini mutlaka alırsın>. Matematik başkadır. Hele bir kez kök2 nin irrasyonel olduğunun ispatından heyecanlanmayagör. Bak bir daha matematiğe "zor yapamam" diyecek misin? <******>
Aynı bunun  gibi bir kez gerçekten geleceğin için heyecanlan.
Sınavlarından sonra bulunmak istediğin üniversite sıralarını düşün ya da ilerideki işindeki masanı...Bak bir daha yapamam diyebilecek misin?
 
Matematik hayat gibidir.
Ha bir de kader, şans vs. var. Her ne hikmetse doğuştan yapamama(!) bahanesi sayılır bunlar. Olasılık soruları çözdüyseniz bilirsiniz. Şans ancak özdeş bilyeler arasında geçerlidir. Hayatta da böyle bu. Başkasından üstünseniz, ondan daha çok çalışmış en önemlisi daha çok "hak etmişseniz"; rüzgar sizden tarafa esecektir merak etmeyin. Önce hak edin ve öne geçin.
Bundan gayrısı size emanet. Allah yardımcınız olsun.
İyi çalışmalar, başarılar ve tüm iyi dileklerimle :)
Kolay gelsin.
 
 
Dr.Yasemin
(http://www.matematikcafe.com)
sitemizden alıntı yapılmıştır...

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (5) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

Hangi Yöne Dönüyor ?

 

 

“Eğer siz bu kadının saat yönüne doğru döndüğünü görüyorsanız, beyninizin sağ tarafını kullanıyorsunuz.


Eğer öbür yönde görüyorsanız, beyninizin sol tarafını kullanıyorsunuz.

Bazı insanlar her iki yönde de döndüğünü görüyorlar.

Eğer ilk gördüğünüzden sonra diğer yönde de görmeye çalışırsanız ve görürseniz, IQ’ nuz 160′ ın üzerine ve hemen hemen dahi derecesindesiniz demektir.

 

 

 

Ben her iki yöne de döndüğünü gördüm

Dahi miyim ne ??? J

 

--- Şaka bir yana gerçekten ilginç bir resim ---

 

 

 

-Yorumlarınızı bekliyorum- 

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (13) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

YILBAŞI TOPLUMSAL BİR İSYANDIR

 

 

YILBAŞI TOPLUMSAL BİR İSYANDIR

 

AÇIKLIK SAÇIKLIK VE FUHUŞ

 Noel ve yılbaşı gecesinde kadın-erkek açık kıyafetleriyle dans etmek, dinimizin ahlâk ve hayâ esaslarına aykırı olup haramdır. Ayrıca bu gecede eğlenmek adına yüzlerce genç kız bekâretini; hanımlar namus ve iffetini kaybediyor ve bunun dayanılmaz sonucu olarak fuhşun çirkef kollarına düşüyor. Bu tür manzaraları her yılın ilk haftasında gazete ve haber programlarından içimiz sızlayarak izliyoruz. Bu gecede; özellikle fuhuş ticareti yapanlar işbaşında oluyorlar. Kendilerine sermaye kazandırmak için kollarını sıvamış, adeta avının üzerine atlamaya hazır bir aç kurt gibi masum ve cehaletinin kurbanı hanım yavrularımızı bekliyorlar.

 

İçki ve kumar

 Bunlar, haddizatında hem dinî ve hem de millî hasletlerimizi kökten mahveden birer baş düşmanlardır. Zira içki ve kumar bütün kötülüklerin anasıdır. Yılbaşı gecesinde içki içmek ve kumar oynamak sanki bir matahmış gibi hareket etmek, o gün toplanarak içki ve sefahat âlemlerine dalmak, kumarın her çeşidiyle tam bir iflâs ve isyan bayrağı çekmek, kadınlı-erkekli, danslı-sazlı ve cazlı gayrı meşru ve gayrı-ahlâkî hareketlerle haram ve helâl demeden sermest olmak, insanlık ve Müslümanlık kurallarına sırt çevirerek bayağılaşmak ve adileşmek necib bir millete ve onun tarihine, bu vatan için canlarını feda eden atalarının ideallerine asla uygun düşmez. Müslümanların bu günkü halini şair ne güzel dile getirmiş:

 

Bir elde kadeh! Bir elde Kur’an!

Ne helâldır işimiz, ne de haram!

Şu yarım yamalak dünyada,

Ne tam kâfiriz, ne de tam bir Müslüman!

Müslümana:

“Sen Hıristiyan mısın?” diye sorsan darılır.

Amma yılbaşında hindi, kaz; yemesine bayılır…

Çam deviren hindici, nasıl mümin sayılır…

Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz:

“Batı, Batı” diyerek, eyvah! Hep batıyoruz!

Yaklaşınca her sene, öz yurdumda yılbaşı:

Yapılır milletime Frenkçe türlü aşı!..

Buna, ağlar ağacı; hem toprağı, hem taşı:

Müslümanız (!) onlarla, Noel de yapıyoruz.

“Batı, Batı!” diyerek, eyvah! Hep batıyoruz!..

 

ALLAH Müslümanlara intibahlar versin! Âmin.

Bu gecede binlerce gencimizin eğlenme uğruna uyuşturucu ve içkiye müptela hale gelmeleri büyük bir faciadır. “Acaba tadı nasıl ?” merakı ile başlanan uyuşturucu ve içki belası daha sonra yuvaların yıkılmasına, insanların komaya girerek genç yaşta ölmesine kadar uzanan acı bir serüven haline geliyor. ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor

 

“Ey iman edenler! Şarap, kumar, tapmak için dikilen taşlar (putlar), fal ve şans okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının, uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, ALLAH’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide sûresi:90-91)

 

Ayet-i kerimede zikredildiği gibi içki-kumar bütün felaketlerin başlıca sebeplerinden ve ALLAH tarafından kesin olarak haram kılınan şeylerdendir. Kumarda evini, arabasını, bütün servetini ve hatta hanımını kaybeden kumarbazları duymuşsunuzdur. Kolay kazanma duygusunun verdiği heyecanla birçok kişiler yine bu gece büyük paralar kaybederek ve bunun sonucu olarak bunalıma girerek belki de canına kıymak için intihara kalkışacaktır. Adı ne olursa olsun şans oyunu niteliğinde olan, emek veya sermaye riski taşımayan,  sonunda oynayana kazanç veya zarar getiren zar, oyun kâğıtları, müşterek bahis gibi her türlü şans ve talih oyunları, büyük olsun küçük olsun hepsi kumar sayılmaktadır. Çünkü dinimize göre helâl kazancın alın terine dayanması gerekir. Böyle bir oyunu başlangıçta para koymaksızın eğlence ve vakit geçirmek için oynamak da inceliklerini öğrenerek kumara yol açacağı ve kişide kumar töhmeti doğuracağı için caiz olmaz. Binaenaleyh Müslümanların bilmeden oynadığı ve bu sebeple durmadan günaha girdiği bir takım kumarlar vardır ki, bu oyunlar bilhassa yılbaşında oynandığı için izahına gerek görülmüştür.

 

Şöyle ki:

A- Millî ve millisiz bütün piyango biletleri, eşya piyango biletleri kumar olup bunları almak, satmak kesinlikle haramdır. Bunlardan kazanılan para da gayr-ı meşrudur, haramdır. Faiz, kumar, rüşvet, piyango v.b. haram yolla elde edilen gelirin cami, okul yapımında kullanılması veya vakıflara bağışlanması dinimize göre caiz değildir. Haram kazanç ile hayır yapılamaz. Bunların resmî kurumlar tarafından tertip ve organize edilmesi, himaye görmesi veya bir kuruluşun, herhangi bir kurumun menfaatine olması onun dinen meşru ve caiz olduğu anlamına asla gelmez. Çünkü helal ve haram kılıcı sadece ALLAH Teâlâ’dır. Bu hükmü hiçbir kimse, hiçbir kuruluş ve hiçbir merci değiştiremez. Bunu inkâr eden kâfir olur. İnkâr etmeden uymayan da günahkâr olur.

B- Spor Toto, Spor Loto da bir kumardır. At yarışları ve diğer koşular birer sportif oyun oldukları halde, bunlardan hangilerinin kazanacağına dair girişilen paralı iddialar da yine birer kumardır.

C- Oynanan tombala, fırdöndü ve her türlü kâğıt oyunları ve neyine olursa olsun, hatta ucunda bir lokumuna veya bir çayına bile olsa, kumar kokusu bulunan tüm iskambil, dama, taş ve benzeri bilumum oyunlar kumardır. Hepsi haramdır. Hatta fukaha: Çocukların ceviz, badem ve yumurta oynamalarını bile kumardan saymışlardır. (Âlûsî, Tefsir, Bakara:219; Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, 2/765)

İşte bir Müslüman, böyle küresel bir isyan topluluğu içinde asla yer almamalı, bulunmamalıdır. Müslüman, müslümanca yaşamalıdır. Onun için biz o gün, diğer günlerden daha erken yatalım, ibadetimize daha düşkün olalım! Yatsı namazını camide cemaatle kıldıktan sonra hemen yatalım, bizim ışıklar sönsün. Geceleyin teheccüd namazına kalkalım o gün, dörtte, üçte… “Ya Rabbi! Bu kâfirlerin, bu cahillerin yaptığı ile benim hiçbir alâkam yok! Ben onlara hiç razı değilim, onlar gibi de yaşamadım ya Rabbi! İçimizden bir takım beyinsizlerin işlediği günah yüzünden, batıl işleyenlerin yüzünden bizi, hepimizi helak edecek misin?” diye dua edelim! Bol bol tövbe ve istiğfar edelim. Sabah namazında mutlaka camide olmaya dikkat edelim. Onların hiç bir şeyine uymamaya gayret edelim! Kimsenin Noel ve yılbaşı gecesini kutlamayalım; eğlencelerine, davetlerine katılmayalım; bu sebeple verilen hediyelerini almayalım; içkili-kumarlı, haramlı-günahlı toplantılardan şiddetle kaçınalım; evimize o geceye mahsus çerez, meyve almayalım; o gün için hindi kesmeyelim; odalarımıza, dükkân ve mağaza vitrinlerimize çam ağacı dikmeyelim, yılbaşı süslemesi yapmayalım… Gafil ve şaşkın ahalinin ıslah olmasına dua edelim. Çocuklarımıza bu gecenin yabancı âdeti olduğunu anlatalım, müslümanca yaşamayı vasiyet edelim, abdestli olarak erkence yatalım, asla radyo ve televizyon açmayalım. (İslâmî Radyo ve Televizyon olsa bile. Çünkü bir takım sözde İslâmî Radyo ve Televizyon kanallarının ne hale düştüğünü görüyoruz. Onlar başlangıçta ne güzel şeyler söylemişlerdi. Ahlâka, fazilete, edebe, terbiyeye uygun milli ve dini yayınlar yapacaklardı. Bu maksatla ne paralar toplandı; dindar Müslüman kadınların bileziklerini, yüzüklerini, mücevherlerini bile aparttılar. Sonunda manzara ortada.) Gece sahur vakti teheccüd namazına kalkalım, ALLAH Teâlâ’nın, bizi ve evlad ü ıyalimizi, nesil ve zürriyetlerimizi; küfürden, dalâletten, gaflet ve cehaletten korumasını; kahrına, gazabına uğratmamasını; hidayet üzere yaşatıp, iman-ı kâmil ile amel-i salih üzere can teslim etmeyi nasip buyurmasını, Ümmet-i Muhammed’e umumen rahmet eylemesini can u gönülden, ihlas ve gözyaşları ile talep ve niyaz edelim. Dinimize, iman ve irfanımıza, öz kültür ve pak âdet ve ananemize sımsıkı sarılalım ki dünyada ve ahirette felah ve necat bulalım.

Hiç belli olmaz. Rabbim korusun, ya o gece bir afet, şiddetli bir deprem olursa, halimiz nice olur? Şehadetsiz, onun başında murt gideriz. İnsanlar yaptıkları ve işledikleri haramlarla, tövbe etmeden giderse, işte onlarla haşr olacaklardır. ALLAH korusun. Rabbim, Sen büyüksün! Sen yücesin! Bizi ve tüm Müslüman kardeşlerimizi uyandır, hidayet ver. Amin!

 

 Mehmed Talu

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (15) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

SınıRLarı GéNiŞLéTMéK : Üniversite Yaşamı

       Ergenlikten genç yetişkinliğe atılan adımda bir köprüdür üniversite dönemi. Tatlı telaşıyla birlikte bir takım güçlükleri de içerir. Yaşayan herkes bilir. Peki, bu dönem acaba neden bu kadar önemlidir? Normal seyrinde süren bir hayatın belirli kriz dönemleri mevcuttur.

 

    Ergenlik ve devamında da üniversiteye başlama dönemi oldukça zor bir süreçtir insan hayatı için. Ergenlik çağında olmak, özellikle hızla değişen dünyamızda hayatın en belirleyici dilimlerinden biri haline gelmiştir. Bir yandan bedenî ve ruhî olarak ‘büyüme’ ile yetişkinliğe hazırlanan genç, bir yandan da zorlu bir akademik sınavla karşı karşıya kalır. Bunun yanında kişi kendini tanımak, kendisine uygun mesleği seçmek, sosyal ortamını genişletmek ve değişen arkadaş çevresine ayak uydurmak durumundadır. Beden algısıyla meşgul olurken kendinden memnun olmak ya da olmamak gibi dalgalanmalarla da dış dünyaya açılışını etkileyen içsel belirlenişler yaşar. Artan sınav stresi ile de tüm akranlarının bir açıdan kendisinin rakipleri haline getirilmesi noktasından durum daha da zorlayıcı bir hal alabilmektedir. Çalışıp çabalayarak üniversiteyi kazanan genci neler beklemektedir? Bu yeni duruma uyumunda önemli psikolojik noktalar nelerdir?

 

Öğrenciler çoğunlukla kendi yaşadıkları şehir dışında eğitim görmektedirler. Bunun için yeni bir şehir, kısmen farklı bir kültüre alışmak gereği söz konusudur. Tedirginlikle karışan bir heyecan kaplar genci. Kalacak yer bulma telaşı, aileye yük olmamak için burs arayışları vardır. Bir yandan kayıt yaptırılır, diğer yandan şehir dışına gidecekler hummalı bir hazırlık içine girerler. Ve arkadaş ortamlarında ‘çömezlik dönemi’ diye tabir edilen ilk sene başlar. Bu yıl, değişen çevreyle birlikte unutulmaz anıları da beraberinde getirir. Çünkü hafif kaygıyla birlikte genç ‘ben özgürüm ve istersem yapabilirim’ moduna girmiştir bile. Tabiri caizse birçok rakibini geride bırakarak o okulda okumaya hak kazanmıştır.

 

Gençlere heyecan veren şey, alıştığı dünyayla olan bağlarını gevşetip yeni durumlarla yüzleşmek ve deneyim alanını genişletmektir. Bunun için üniversite hayatı, kendini bir birey olarak hissetmek isteyen genç için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Çünkü üniversiteye başlamak demek artık ailesinden ayrı yaşamaya başlaması, şimdiye kadar anne ve baba tarafından yapılan çoğu şeyin sorumluluğunun gencin üzerine kalması ve bunun yanında artan özgürlük alanı demektir. Yetişkin olmanın en önemli şartlarından birinin kendi kendine yetmek olduğunu göz önünde bulundurursak sürecin önemi daha net anlamış oluruz.

 

Yaşanabilecek olumsuz duygu durumları

Bu tür zorlu mücadelenin ardından üniversite ile birlikte yeni bir hayata başlayan genç bu zamana kadar kendini koruyan, aynı zamanda çerçevesini daraltan şartlardan çıkarak hayata daha farklı bakmaya başlar. Sıcak yuvası olmadan da başarılı olduğunu görerek, ekonomik olarak tam bağımsız olmasa da kendi ayakları üstünde durabildiğini, yapabilirliğini ve yeterliliğini fark ederek yeni bir yaşam dönemine adım atmış olacaktır. Bu dönemde genç, kendine tutarlı bir yaşam felsefesi seçmek ve geliştirmek durumundadır. Bunu bütünleyen ‘kim olduğu, neler yapabileceği, nereye doğru gittiği, ne tür içsel ve çevresel imkânlara ve kapasiteye sahip olduğunu ifade edebilmelidir kendine. Bunun tam anlamıyla ya da kısmen kazanılmadığı durumlarda genç, ‘yabancılaşma’ tehdidiyle karşı karşıyadır. Yabancılaşma; kişinin fizikî olarak yaşadığı ortamda psikolojik olarak bulunamaması, uyum eksikliği, toplumla bütünleşememe ile kendini hissettiren kimlik eksikliğidir. Duygusal dünyada küntlük ve boşluk hisleriyle yaşanan bu durum kişinin mutluluğunu, doyumunu ve başarısını oldukça etkileyebilir.

Gencin en önemli özelliklerinden biri iç dünyasında yaşadığı çatışmalardır. Bu çatışmaların hayata atılma eşiğinde olan bir gencin kişilik netleşmesi için oldukça büyük önem taşıdığı muhakkaktır. Karamsarlık da bir çatışma türüdür. İç dünyasında, geçmişten getirdiği güvensizlik, üzüntü, duygusal alışkanlıklar sonucu oluşmuştur ve bu dönemde yoğunlaşabilir ve kişinin kendini şu türlü sorgulamalarıyla tetiklenebilir.

 

-Bu kadar çalışıyorum acaba sınavı kazanabilecek miyim?

—Kazanırsam da bu benim istediğim meslek mi?

—Ne istediğimi biliyor muyum?

—Yeterli olabilecek miyim?

—Ailemin beklentilerine karşılık verebilecek miyim?

—Nasıl bir ortamda yaşayacağım?

—Arkadaşlarım nasıl olacak ve onlara ayak uydurabilecek miyim ?

 

Bu sorulara verilebilecek cevapların niteliği oldukça belirleyicidir. Eğer bu konularda sıkıntı yaşanıyorsa durumun incelenmesi gereklidir.

Kişinin bedenî durumu ve ruh sağlığı arasında oldukça yakın bir ilişki vardır. Bunun yanında kötü sağlık şartları kişiyi aşırı duygusal ve karamsar yapabilir. Hayal kırıklıkları ve kaygılar da bu duruma eşlik edebilir.

Nelere dikkat edilmeli?

Yeni bir şehirde yaşayacak olanlar için bu heyecan verici olduğu kadar da tedirgin edicidir. Gencin mutluluğu ve memnuniyeti için kalacağı ortamla ve alakalı bazı koşulların sağlanması ve bunlara özen gösterilmesi gerekir.

 

Bunlar;

—Okuyacağı bölümü benimsemesi,

—Kalınan mekânın rahat ve kullanışlı olması,

—Rahatça ders çalışılabilecek şartların olması,

—Ulaşımın makul olması,

—Sağlıklı beslenilmesi,

—Beden sağlığının iyi olması,

—Sosyal faaliyetlere vakit ayırabilmesi ve bunun için yeterli imkânının olması,

—Spor yapabilmesi,

—Ders dışında gazete, kitap, dergi gibi yayınları takip edebilmesi,

—Kişinin kendine vakit ayırabilecek olması,

—Ekonomik ihtiyaçlarının karşılanabilmesi,

—Gelecekte iş bulma endişesinin kişiyi karamsar yapmaması,

—Yalnızlık hissetmemek, yeterli ve iyi bir arkadaş çevresinin edinilmesi,

—Evden ayrılma duygusal durumunu çabuk atlatabilmek.

 

Bu genel ihtiyaçlarını giderebilen ve olumlu duygu durumunu kazanan bir genç için artık sınırlarını ve ufkunu genişletebilecek, geleceğe olumlu şeyler taşıyabilecek, başarılı olabilecek bir psikolojik alana sahip olmuş sayabiliriz. Üniversite kapısına gelmiş bir genç için artık sınırları genişletmek, ufkunun açılması ve evrensel düşünceye sahip olma zamanı gelmiş demektir.

 

 

ZaMaN AyıRıP KAraLaYaNLAr (4) SenDe BiR ŞeYLer KaraLa!

« GeRi GeL! :: DeVaM Et! »

polis
istiklal
--------------------------------------------------------------------
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us