Kalpler sana muhtaç Allah' ım.. Sana inanan muhtaç kalpleri bir lahza sensiz bırakma.. Bizi bize bırakma..

21.1.2010 - Veysel Karanî Duası.. Türkçe Anlamıyla..

Kategori: ALINTI

1-İlahi Ente Rabbi,ve enel'abdü

Ve Entel'Haliku ,ve enel' mahluk


2-Ve Enter'Rezzak,ve enel'merzuk
Ve Entel'Malik,ve enel'memlukü

3-Ve Entel'Azizü,ve enez'zelil
Ve Entel'Ğaniyyü,ve enel'fakir

4-Ve Entel'Hayyü,ve enel'meyyitü
Ve Entel'Baki,ve enel'fani

5-Ve Entel'Kerimü,ve enel'leimü
Ve Entel'Muhsinü,ve enel müsiü

6-Ve Entel'Ğafüru,ve enel'müznib
Ve Entel'Azimü,ve enel'hakiru

7-Ve Entel'Kaviyy,ve enez zaif
Ve Entel'Mu'ti ve enes'sail

8-Ve Entel'Emin ve enel'haif
Ve Entel'Cevvadü,ve enel'miskin

9-Ve Entel'Mücibü,ve ened'dai
Ve Enteş'Şafi,ve enel'meriz

 

 

10-Fağfirli zünübi ,ve tecavez anni, veşfi emrazi ya Allahü,ya Kafi ya Rabbi,ya Vafi,ya Rahimü,ya Şafi,ya Kerimü,ya Müafi!Fa'fü anni külle zenbin.Ve afini min külli dain varza anni ebeden,birahmetike ya erhamerrahimin

 

 

 

 

 

 



Türçe Anlamı:
1-Allah'ım!Sen benim Rabbimsin;Ben ise senin kulunum(Sen benim sahibimsin;ben ise senin kölenim)
Sen Halık'sın(yaratansın)ben ise mahlukum (yaratılanım)
2-Sen Rezzaksın(Rızk verensin);ben ise merzükum (rızık verilenim)

 

 

 

 

Sen Maliksin(mülkün sahibisin);ben ise memlükum (sahiblenilenim.Benim sahibim sensin)
3-Sen Aziz'sin(çok güçlüsün);ben ise fakirim(yoksul ve muhtacım)
Sen Ğanisin(çok zenginsin);ben ise fakirim(yoksul ve muhtacım)
4-Sen Hayy'sın(hayat-ı ebedi ile hayy'sın,dirisin);ben ise meyyitim(ölümlüyüm,ölüyüm)
Sen Baki'sin(ölümsüzsün)ben ise faniyim(ölümlüyüm ,geçiciyim)
5-Sen Kerim'sin(kerem sahibisin); ben ise leimim( değersizim)

Sen Muhsin'sin (iylik eden,ihsan edensin);ben ise kötüyüm(kötülük eden,isyan edenim)
6-Sen Ğafur'sun (günahları silen ,bağışlayan,affedensin);ben ise günahkarım(günah işleyenim)
Sen Azim'sin (ululuk ve azame sahibisin ,büyüksün yücesin); ben ise hakirim( küçük ve değersizim)
7-Sen Kavi'sin (güçlüsün kuvvetlisin); ben ise zaifim(çok güçsüz ve acizim)
sen Mu'ti'sin (verensin);ben ise sailim(isteyen ve dilenenim)
8-Sen Emin'sin (emniyetlisin,emniyet verensin)ben ise haifim(korkudayım ,korkuluyum,emniyetsizim)
Sen Cevvad'sın(çok cömersin,bol bolverensin); ben ise miskinim (çok muhtacım yoksulum)
9-Sen Mücib'sin(duaları kabul edensin duaları gereğini yerine getirensin)ben ise dua edenim (dua ederek isteyenim)
Sen Şafi'sin(şifa veren sensin );ben ise merizim(hastayım)
(Ya Rabbi,şifa veren sensin ,hasta olan ise benim)

Allah'ım gerçek budur; Benim günahlarımı affedip bağışla .Beni azarlayıp cezalandırma. Hastalıklarıma şifa ver

(şifa veren ancak sensin )

Ya Allah,ya Kafi, ya Rabbi,ya Vafi,ya Rahim,ya Şafi,ya Kerim,ya Muafi

ALLAH'ım benim bütün günahlarımı bağışla, beni affet, benim bütün dertlerime devalar ver, afiyetler nasip eyle. Beni ebedi olarak rızkına ve hoşnutluğuna eren kullarından eyle merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah’ım! Bana rahmetinle muamele eyle! amin

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : veysel karani duası,veysel karani,ilahi ente rabbi,

20.9.2009 - Bugün Bayram !!!




Ömrünü ramazan olanın bayramı cennet olur....
Ömrümüzü ramazan edebilmek duasıyla..
Bayramın mübarek olsun..


gLmcNn...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : bayram, ramazan, şeker

17.9.2009 - Bir Acizin Dilinden, İçten Yakarış...


Ey rahmeti tüm alemi kaplayan yüceler yücesi…


 

Yine dergâhındayım, açtım ellerimi yakarışlarımın senin katından geri çevrilmeyeceğine inanarak, bilerek ve can-ı gönülden isteyerek…

Sensin "Duâ eden yok mu, duâsını kabul edeyim, benden isteyen yok mu istediğini vereyim diyen, işte bunu bilerek geldim kapına dilim lal, sinem püryan, gözlerim yaşlı, içimdeki sızımla...
Ümitliyim affedersin diye bir o kadar da korkuyorum, ya affetmezsen?

 
Korkuyorum Rabbim… Kullarının arasında girememekten, isyana düşüp sana asi olmaktan, Rahmetine mazhar olamamaktan korkuyorum, azabından yine sana sığınıyorum. Ve hep dualarımı şu sonla bitiriyorum, sen kabul et…

¨Ya Rab günahlarımı(zı) affet, b(izi)eni kendine kul kabul et

Emanetini kabzetmek zamanına kadar b(izi)eni bu emanette emin kıl...¨

 

Güzel Allahım !

Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin, hiç bir dil yok ki senin şanını tarif etsin… En güzel isimler sende, en güzel sıfatlardır sende olan, seni anlatan…

 Rabbim beni öyle kullarından eyle ki dünyada ve ukbada huzuru bulayım. Seni anan, seni anlayan ve seni anlatan mübarek kullarından eyle beni. Her daim tefekkürde kalan, seni hiçbir zaman unutmayan, her türlü musibet karşısında sabreden, hata ve günahlarını düşünüp tevbe etmesini bilen, kendisine verilen nimetlerin şükrünü eda edebilen, ibadetlerinde hudu ve huşuyu tadan ve büyük iştiyak içinde abid kullarından olmayı bana nasip eyle… Dünya meşgalesine dalıp, ahireti için çalışmayı bırakanlardan eyleme, dünyada ve ahirette saadete erdir beni…

 

Amellerim kendimi selamete çıkarmaya kafi değil. Selamet senin rahmetinde Rabbim, beni rahmetinin o engin deryasına dalanlardan eyle.. Şeytanın şerrinden, nefsimin kötü istek ve arzularına riayet etmekten sana sığınıyorum, beni şeytanla, şeytanlaşmış insanlarla bir lahza baş başa bırakma ve bunların şerrinden beni muhafaza eyle…


  


Allahım!

Her şey sana karşı yoklukta ve her şey seninle varlıktayken; beni senden mahrum etme Allahım… Beni yoklukta bırakma, kendini yok edenlerden eyleme…



Aciz Bir Kul..
gLmcNn...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : dua, allah, efendim, kandil

9.9.2009 - Namazda Huşu...

Kategori: ALINTI
“Huşu; ALLAH’tan havf ve haşyet duymaktan ötürü oluşan sükun ve itminan vakar ve tavazu ile namazı eda etmenin adıdır”

“Huşu kalben acz ve inkisar ile Rabbül Alemin in önünde durmanın adıdır”

Mü’minler gerçekten felah bulmuşlardır.Onlar ki namazlarında huşu içindedirler
Mü’minün süresi : 1-2)

Gönülden boyun eğerek saygı ve itaat ile ALLAH’ın huzurunda durun
(bakara-238)



Huşunun maksadı

Kulun namazda iken ne söylediğini bilmesi anlamaya çalışması kıraat zikir ve dualar üzerinde tefekkür etmesi ve zihninde daima ben ALLAH ile konuşmaktayım fikrinin bulunmasıdır
Çünkü kişi her ne zaman namz için ayağa kalksa o Rabbi ile konuşmaktadır.

ihsanın keyfiyetini Nebi (s.a.v) şöyle beyan etmektedir

ALLAH la onu gözlerinle görüyormuşsun gibi ibadet et .Eğer bunu yapamıyorsan en azından şunu bilki o seni görmektedir.
(buhari,sahih,hadis no 50 Müslim sahih h.no:9ve 10)

Huşunun sebepleri

1- Huşuyu oluşturan ve onu sağlamlaştıran sebepler
2- Huşuyu yok eden veya zayıflatan sebeplerden kaçınmak


1- HUŞUYU OLUŞTURAN VE ONU SAĞLAMLAŞTIRAN SEBEPLER

•Namaza hazırlık•Müezzin ile birlikte ezanın kelimelerini tekrar etmek
•Ezandan sonra sünnet olan duayı okumak
•Ezan ile kamet arasında dua etmek
•Abdesti güzel bir şekilde dualarıyla birlikte almak
•Misvak kullanmak
•Güzel ve temiz giyinmek
•Giyime dikkat etmek
•Safları düzgün tutmak

2-Namazda itminan ve sükunet

3-Namazda ölümü hatırlamak

4-Kur’anın ayetlerini ve namaz zikirlerini tefekkür etmek ve yerine göre cevap vermek

5-Kur’an okurken her ayette durmak

6-Kur’anı Tertil ile ağır ağır okumak ve okurken sesi güzelleştirmek

7-Namaz kılan bilsinki ALLAH ona namazında cevap vermektedir

8-Sütreye yakın durarak namaz kılmak

9-Sağ eli sol elin üzerine koyup göğüs üzerine bağlamak

10- Secde yerine bakmak

11- Şehadet parmağını hareket ettirmek

12-Sureleri,ayetleri,namazın zikir ve dualarını değiştirerek okumak .

13- Tilavet secdesi yapmak

14- Şeytandan ALLAH’a sığınmak

15-Selefi salihinin namazdaki hallerini düşünmek

16-Namazda huşunun faziletini öğrenmek

17-Namazda dua etmeye ihtimam etmek

18-Namazdan sonra mesnun zikirlere ihtimam göstermek



2-HUŞUYU BOZAN ŞEYLERDEN KAÇINMAK


19-Meşgul edici şeylerin önünde namaz kılmak

20-nakışlı ve süslü elbiseler ile namaz kılmak

21-yemek hazır olduğu halde namaz kılmak

22-tuvalet ihtiyacı tutarak namaz kılmak

23-uykunun bastırmasında namaz kılmak

24-konuşanların yanında ve uyuyna birisinin karşısında namaz kılmak

25-secde yerinde eliyle yeri düzeltmek

26-yüksek sesle okuyarak başkalarına eziyet etmek

27-namazda sağa sola bakmak

28-göğe doğru bakmak

29- namazda ön taraf tükürmek

30-namazda esnemek

31-namazda elleri böğrüne koymak

32-namazda elbiseyi asmak

33- namazda hayvanlara benzeyiş
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : huşu, namaz, kulluk

15.8.2009 - Yüzyılın En Berbat Evlenme Teklifi :)

Kategori: MiZaH


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

9.8.2009 - Modern Tesettür Anlayışı(!) - Altı Kaval Üstü Şişhane..

Modern Tesettür Anlayışı(!)  - Altı Kaval Üstü Şişhane.

 



 

Modern Tesettür… (!)

Tesettürün moderni de olur mu demeyin. Çevremiz modern tesettür anlayışını benimsemiş nice ablalar, teyzelerle dolu.

Nedir modern tesettür?

Adından da anlaşılacağı üzere modern tesettür denen olay “çağın gerektirdiği gibi(!) giyinmek.” Esasında bu tanım hiçbir lügatte yok. Çevreden edindiğimiz bilgiler ışığında karşımıza böyle bir tanım çıkıyor.

        Modern tesettürün (!) öncesinde bir tesettür tanımı yapmak icâb eder. Evet, tesettürün manası: Örtünmek, gizlenmektir. Müdessir: Örtünen, gizlenen, nâmahreme karşı kendini sakındıran gibi anlamlara gelir. Hâl böyleyken tesettürün moderninden bahsetmek çok saçma, ama ben devam ediyorum…

        Şu satırdan sonra “Modern Tesettür” anlayışı savunucusu, kendini  çağdaş gören, hakiki müdessirleri yobaz  diye addeden bu sınıfı TESETTÜRLÜ kapsamından çıkarıyorum. Artık bu kesimi benim lügatimde BAŞI BOZUKLAR sınıfına dahil ediyorum.

 

        Kimdir bu başıbozuklar?

Tesettürü bir metrekarelik bezden ibaret sanan bu sınıf, tesettürsüzlük adına her şeyi sergileyen, namahremden sakınmak şöyle dursun tam aksine kendilerini onlara teşhir eden, gaflet bataklığında debelenmekten hakikati göremeyen bir çeşit sınıftır.

—Başıbozuk dediğime bakmayın başına bakıldığında harika rengârenk kusursuz bir hali olsa da o bir metrekarelik bez parçası içinde sıkışmış beyin bozukluğundan bahsediyorum-

 

        Bu başıbozukları her yerde görmek mümkün mü?

Şimdiye kadar bu sınıfı görmeyenlerin olduğunu pek sanmıyorum, ama bunları her yerde görmek mümkündür. Çarşı-Pazar bu sınıfın en kalabalık olduğu yerlerdir.

 

Rengarenk başörtüsü altına kusursuz bir şekilde makyajını yapmış,

Saçları kapalı ama bağrını açmaktan çekinmeyen,

Saçları kapalı ama bluzunun kollarını dirseğe kadar sıvamış,

Saçları kapalı ama dizlerine kadar çekmiş-altında da tenini teşhir eden çoraplardan giyen,

Saçları kapalı ama altına bir jean üstüne tüm hatlarını belli eden bir body ile ağzında sakız sokaklarda fink atan,

Saçları kapalı ama sokakta herkesin dikkatini celbedecek kadar gülen,

Saçları kapalı ama topuzunu deve hörgücü gibi yapmış güzel göründüğünü sanan velakin Efendimiz ‘ce (s.a.v) tarafından lanetlenmiş

Saçları kapalı ama bakışlarıyla namahremi tahrik edenler gibi yüzlercesi var..

“Sahih-i Buharî’den sonra en muteber ikinci hadîs külliyatı olan Sahih-i Müslim’in Cennet 53 bölümünde şöyle bir hadîs rivayet edilmektedir:

“Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim. (Birinci sınıf) Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler... (İkincisi) Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah’a taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet’e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet’in kokusu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir.” (Hadîsin ravisi Ebu Hureyre hazretleridir.)”

 

Bu hadis bizlere durumun vehametini alenen göstermektedir. Öyle değil mi.. ?

 

İşte böyleleri için başlarına geçirdikleri o bez parçası dini bir vecibe olmaktan çıkmış, bir çanta, takı, kıyafeti tamamlayan broş gibi bir aksesuar halini almıştır. Çok yazık.. !

 

Modernizm böyle giyinmeyi gerektiriyor, böyle giyinerek beni bu yaşama sevk ediyorsa, beni örteceği yerde teşhir ediyorsa o  “Modernizm” de “Modern Tesettür” de benden ve benim gibi düşünenlerden uzak olsun…

 

Amellerimizi ihlasla, hakkı ve batılı birbirinden ayırarak, Rabbimizin emrettiği, Efendimiz’in tebliğ ettiği şekilde yapabilmek, böyle yaşayabilmek duasıyla..

 

 

 

 

Yorum (19) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

8.8.2009 - Tesettür Kadının Cazibesini Artırması Değildir...

Kategori: TESETTUR

Gözü yaratan, gözün baktığı yeri görür. Harama bakan, gözüyle avlanmıştır. Sanki onun bakışı ip olur, kişiyi baktığı şeye bağlar. İnsan da ister istemez o yöne gider. Bu sebepten harama bakmamak lazım.


Askeriyede savaş anında her asker bir "sütre" gerisinde yatar, oradan ateş eder.
Kore'den gelen bir subay, bir taş göstermiş, "Beni kurtaran bu taştır." demiş. Savaşırken o taşın arkasında yatmış. Bir iki kurşun o taşa değip sekmiş, böylece o arkadaş vurulmamış.

Sütre ve tesettür aynı kökten gelir. Setr... Yani örtmek...

Nasıl ki askerler savaşta sütre gerisinde yatarak korunur, Müslüman hanımlar da tesettürle kendilerini düşmanlardan korurlar. İstisnalar kaideyi bozmaz.

Bir zamanlar modernizme uyarak hızla açılan Amerika gibi ülkeler şimdi tesettürün çarelerini arıyorlar. Amerikalılar bir zaman çıplaklıkta sınır tanımayarak çıplaklar kampı bile kurdu. Sonra baktılar ki soyunmak felaket getiriyor, hiç faydası yok, babasız çocukların sayısı her geçen gün artıyor; şimdi de müstehcenlikle mücadeleye başladılar. Çünkü haramlar, insanı çökerttiği gibi aileyi ve milleti de çökertir.

Bazı insanlar gözlerini, güzellik aramak için kullanır. Güzel bir çiçeğe baktığı gibi güzel bir kadına da bakar. Çiçeğe bakar, "Bu ne güzel bir çiçek!" der alır. Güzel kadın da hoşuna gitmişti...

Videolar, resimler, filmler, internet müstehcen resim göstererek insanlığı çökertmek istiyorlar. Ya onlara bakmayacağız veya onlar ortadan kalkacak! Eğer onlara bakarsak koyunun ota koştuğu gibi, sineğin tatlıya koştuğu gibi insan da harama yapışır; maddeten ve mânen ölür.

Gözü yaratan, gözün baktığı yeri görür. Harama bakan, gözüyle avlanmıştır. Sanki onun bakışı ip olur, kişiyi baktığı şeye bağlar. İnsan da ister istemez o yöne gider. Bu sebepten harama bakmamak lazım.

Otobüsteydim. Önde oturan yolcu, gazeteyi açmış bakıyor. Gazetede bir resim var. İçimden dedim ki: "Allah'ım, bu resme bakmamı haram etmişsin; işte ben de başımı çevirdim!"

Nefse hakim olmak kolay değil. Fakat zoru başarmak mesele...

Tesettürde renk sınırlaması var mıdır?

En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor... Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, "Bana bak!" Bu olmaz! Rengin önemi yoktur yeter ki, kişiyi cazip göstermesin. İnsan kendini Allah'a beğendirmeye çalışmalı. Önemli olan bu. Mesela bir hanım manto almış. Kimisi bu mantonun rengini beğenmez, kimisi biçimini, kimisi düğmelerini beğenmez. O hanım şöyle soracak kendine: "Bu mantoyu Allah beğenir mi?" O'dur önemli olan. Bol mu? Uzuvları belli ediyor mu? İçini gösteriyor mu? Rengi canlı mı?

Bir kadının iffetli sayılabilmesi için, örtünmesi yeterli değildir. Kadının bakışları, yürüyüşü, hareketleri... Bunlar tesettürü oluşturan bütünün parçalarıdır. Kur'an'da tesettür, "cilbab" diye geçer. Yani kadının kafasından bir örtü bırakacağız, işte oldu cilbab...

Şimdiki hanımlar, modern tesettürlü (!) Modernizm Avrupa'ya aittir. Kanımca böyle hanımları imanları kurtaracak... "Efendim ben öyle kapanamam." Kapanma. O zaman gelecek tehlikelere de razı ol.

Kapalı bir hanım, yolda giden diğer bir kapalı hanımı durdurmuş, şöyle demiş: "O kadar güzel kapanmışsın ki, çok cazip görünüyorsun!"

Ceylanı güzelliği için vururlar. En güzel meyveye çok taş atarlar. Altın, değerli olduğu için onu ateşe atıp eritirler. Elmas yontuldukça kıymetlenir. Geyikleri boynuzları için avlarlar. Bazı hayvanlar kürkleri için acımasızca öldürülür. Birçok değerlere sahip olanlar, birçok felaketlere uğrayabilirler. İslamiyet, dünya ve ahiretimizi cennet etmek için vardır. İslamiyet'in dışına çıkansa, avcının ağına düşer!

Tesettür, kadının cazibesini artırması değildir!


Hekimoğlu İsmail ( Ömer OKÇU )

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

7.8.2009 - Unutulmaya Yüz Tutan Nebi Sünnetleri..

Kategori: ALINTI

UNUTULMAYA YÜZ TUTAN SÜNNETLER 

Bir Hadis-i Şerif meali şöyledir;

"Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana 100 şehit sevabı vardır!"

[Hakim]

Efendimiz  (S.A.V.)' in unutulan sünnetlerinden bir kısmı aşağıda sıralanmıştır.
 
 
 

 -Hacamat yaptırmak (Kan aldırmak)
- Kuşluk, Evvabin, Teheccüd, Tehiyyet-ül-mescid, Sübha namazı kılmak,
-İstişare ve istihare yapmak,
- Aksırınca Elhamdülillah demek.
-Ödünç verirken iki şahit bulundurmak veya senet yazmak. Buna vacib diyen âlimler de olmuştur,
-Sünnete uygun selam vermek,
- Cuma günü gusletmek,
-Duada elleri sünnete uygun açmak,
-Faydalı işe başlarken Besmele çekmek,
- Yatağa abdestli girmek,
-Ölüm veya kötü bir haber duyunca, (İnna lillah ve innâ ileyhi râci’ûn) demek.
-Müsafaha etmek (iki müminin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)
-Hutbenin arapça okunması,
-Sakalın dudaktan itibaren bir tutam olması,
-Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması,
-Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması (oda, taksi, dükkan v.s. )
-Namazları başı açık kılmamak (Erkekler için takke, sarık vs takılmalı)
-Abdestte ayakları üç defa yıkamak,
-Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek,
-İstişare etmek,
-Sakal ve bıyık bırakmak,
-Yatmadan önce saçlara zeytinyağı sürmek,
-Çevreyi temizlemek ,
-Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek ,
-Suyu üç yudumda ve oturarak içmek ,
-Zemzem suyunu kıbleye dönük ayakta içmek,
-Kabeye dönerek başında besmele sonunda hamd ederek başı kapalı olarak içmek,
-Bıyıkları kaşlar kadar uzatmak,
-Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak,
-Ölüye definden sonra telkin vermek,
-Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak,
-Tırnağını Cuma günü kesmek,
-Yatarken sağ tarafına yatmak,
-Yemeğe tuz ile başlamak,
-Sofrada sirke bulundurmak, Evde de sürekli sirke bulundurmak. Çünkü bir hadis-i şerifte sirke giren eve fakirlik girmez diyor.
-Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek, (içine böcek vs girmişse çıkarılması için)
-öşür vermek (Farz),
-Ezanın yüksekte okunması (mikrofon olmadığında),
-Sabah ve ikindi namazından sonra istiğfar okumak,
-Yemeğe konan sineği kovalamayıp üzerine bastırmak (bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir olduğu için ),
-Her gün ölümü düşünmek,
-Gözlere yatarken sürme çekmek,(ismid taşından olan sürme olacak.),
-Salavat okumak (Ömründe bir defa okumak farz, İsmi duyunca vacip, her seferinde ismi duyulunca müstahap),
-Her gün tövbe etmek,
-Kabirleri ziyaret etmek,
-Güneş doğduktan sonra bir miktar uyumak,
-Yolda başı öne eğik yürümek,
-Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek,
-Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak,
-Güzel koku sürünmek
-Mahrem yerleri traş etmek (En fazla 15-40 günü geçmemek),
-Oturarak küçük abdest bozmak (Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)ve erkeklerdeki prostat kanserinin başlıca nedeni sünnete uygun abdest bozmamaktan kaynaklanıyor.
-Abdest bozarken kıbleye dönmemek Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek,
-Yemeği tek bir kaptan yemek ,
- Elle yenen bir yiyeceği iki parmakla değil de üç parmakla tutarak yemek,
-Yemekten sonra parmağını yalamak ,
-Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu) ,
-Yemekte güzel şeylerden bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)
-Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak, (şimdi sağlıkçılarda bunu tavsiye ediyor.)
-Günde iki öğün yemek,
-Cevizi peynirle yemek (Şifadır) , Üzümle ekmek yemek,
-Başka bir şehire gittiğinde ilk önce soğan yemek,(efendimiz (sav) tavsiye buyurmuşsa muhakkak bi faydası, gerekli yanı vardır.)
-Ölüm halinde su içirmek,
-Cenaze namazı için tesbih çekmeyi Terketmemek,
-Cenaze namazından sonra ayakta dua yapmamak

-Bir kimse tuvaletteyken kıbleye önünü ve arkasını dönmezse ona bir sevap yazılır. Ve bir günahı silinir" (TABERANİ)
-"Bıyıklarını kısaltmayan bizden değildir" (MUCEMUS SAĞIR)
-"Beyaz telleri koparmayın. Çünkü o kıyamet günü bir nurdur." (İBN HİBBAN)
-"Başın bir kısmını traş edip bir kısmını perçem olarak bırakmayın." (BUHARİ)
-"Kadının saçlarını traş etmesini (zaruret olmaksızın kökünden kesmesini) yasakladı." (NESAİ)
-"Misvak erkeğin güzel konuşma yeteneğini arttırır." (RAMUZ EL E- HADİS)
-"Allah Rasulü (S.A.V) yürürken sağa sola bakmazdı." (Ramuz EL E-HADİS)
-"Katığımızın efendisi tuzdur." (İBNİ MACE)
-"Kendisine gülme geldiğinde elini ağzına tutardı." (R.E.H)
-Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın. (MÜSLİM)
-"Borçlu olan bir kimse Allah Teala Yolunda öldürülürse sonra diriltilip tekrar öldürülse daha sonra diriltilip tekrar ölüdürülse borcunu ödemeden yine de Cennet'e giremez." (NESAİ)
-"Rasulullah (S.A.V) odama girmemişti yerde atılmış bir ekmek parçası gördü. Hemen alıp onu sildi. Ve yedi bana da 'Ey Aişe Kerim olana ikram et zira şu ekmek bir kavimden nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir buyurdu" (İBNİ MACE)
-"Alıcı olmadığınız halde fiyatları kızıştırmak için müşteri ile satıcının aralarına girmeyin" (BUHARİ)
-Kabir üzerine su dökmek , Kabri balık sırtı yapmak,
-Cenaze evine yemek göndermek,
-Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur),
-Aksıranın Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah demesi,
-Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek,
-Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek,
-Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek,Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek,
-Camide namaz bittikten sonra çıkarken el sıkışıp 3 kez sallayarak tokalaşmak (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Sabah Namazının Kılınış Babı)
-Namazda Ruküya giderken erkeğin sırtının düm düz olması, kadınınki düze yakın ama tam düz olmaması (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Namazın Sünnetleri)
-Camiye Girerken birileri varsa selam vermek yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek.
-Ezan okunurken durmak. Gidebiliyorsa camiye koşmak.
-Allah Rasulu (s.a.v) tuvalete yada banyoya girdiginde sol ayakla girip sağ ayağıyla çıkar cok uzun muddet orada durmaz ve girerken de "Allahumme euzu bike minel hubsi ver habais"duasini okurmus ve banyo esnasindada edep yerleri kapali olarak duş alirmis.
-Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını soğuk suyla yıkamak.
-İmanını sık sık tazelemek. -Bunun nasıl olduğunu sahabe-i kiram Efendimiz (s.a.v) 'e sorduklarında -La İlahe İllallah diyerek buyurmuşlardır. (İmam Gazali -Mukafeşetük Kulb)
-Allah Rasulü efendimiz her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,felak va nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı.Hz Aişe validemiz efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir.
-İki kişi de olsa, farz namazı cemaatle kılmak.
-Namazları sarık veya takkeyle kılmak,
-Abdestte, eli ve ayakları üç defa yıkamak,
-Abdest alırken başı kaplama mesh yapmak [Maliki ve Hanbeli’de farzdır],
-Misvak kullanmak...


KADINCAKARARINCA.cOm



Efendimiz (s.a.v) in ahlakıyla ahlaklanabilmek duasıyla..
Selam ve dua ile..

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : sünnet, muhammed mustafa, nebi

25.6.2009 - Üç Aylara Girerken...

Kategori: ALINTI

“Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi (üç aylarınızı) tebrik ediyoruz.”

Dinî anlatımda “Şühûr-ü selâse”, yani üç aylar olarak bilinen bu mevsimin girmesiyle birlikte Müslüman ruhları bambaşka bir hava kaplar. Çünkü bu aylar İlâhî rahmetin coştuğu aylardır. Diğer vakitlerde iyilik ve ibadetlere on sevap veriliyorsa, Receb, Şaban ve Ramazan aylarında gittikçe yükselen bir oranda kat kat fazla sevap verilir.

Meselâ, başka zamanlarda okunan her bir Kur’ân harfi için on sevap yazılmaktadır. Receb ayında bu sevap yüz olarak yazılır, Şaban’da üç yüzü aşar, Ramazan’da bine çıkar. Cuma gecelerinde binleri bulur. Kadir Gecesinde de otuz bine ulaştığını düşünürsek, üç aylardaki mübarek vakitlerin âhiret ticareti bakımından ne kadar kıymetli bir fırsat olduğunu anlayabiliriz.

Bu bakımdan üç aylar pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin (âhiret ticaretinin) bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri (sergisi) olarak vasıflandırılmıştır. Bilindiği gibi, pazarlar ve fuarlar mühim ticaret yerleri arasında yer alırlar. Haftanın belli bir gününde belli bir yerde kurulan pazarda, insanlar her türlü ihtiyaçlarını karşılarlar. O gün sabahtan akşama kadar pazarın ucuzluğundan istifade etmek mümkündür. fakat o gün pazara gidemeyen bir insan, aynı şartlar altında alışveriş yapabilmek için bir hafta beklemek zorundadır. ve pazar bir günlüktür.

Aynı şekilde, üç aylar da yılda bir defa kurulan ve ahiret ticaretinin yapıldığı pazarlardır. İstifade etmesini bilenler, bu pazardan büyük kazançlar sağlarlar. Ahirete yönelik amellerini diğer vakitlere oranla arttırırlar. Daha fazla Kur’ân okurlar, ilme daha fazla yönelirler, uykularından kısarak ilim ve tefekküre, ibadet ve İslâmî hizmetlere daha fazla vakit ayırırlar. Hayırlı işlerde birbirleriyle yarış içine girerler. Böylece, bu çok sevaplı ibadet aylarından tam bir istifade ile çıkarlar. Bir mânâda, bu mübareK vakitlerde yapılan manevî hizmetler, insanın ebedî hayatı için yapılmış en kârlı yatırım olur.

Buna karşılık, üç ayların fazilet ve kıymetinden haberdar olmayıp da değerlendiremeyenler, herkesin istifadesine açık tutulan çok kârlı bir ticaret imkânından mahrum kalmışlar demektir. Bu kimseler, aynı imkânı tekrar ele geçirebilmek için bir yıl daha beklemek zorunda kalacaklardır.

İşte üç ayların ve bu aylardaki mübarek gecelerin büyük bir coşkunlukla ihya edilmesi bu bakımdan da önem kazanıyor. Çünkü bunlar şeâirdendir, İslâmın sembolü ve alâmetlerindedir.

Bu açıdan şeâirin duyurulmasında hem İslâmın izzet ve şerefinin gösterilmesi, hem de İslâmın mânâsından uzak yaşayan insanlara örnek olunması gibi büyük hikmetler vardır.

Namazlarda, bilhassa Cumalarda ve Kandil gecelerinde camilerin mü’minlerle dolup taşması, radyo ve televizyonda Kur’ân ve mevlidlerin okunması, camilerin mahyalarla (iki minare arasının ışıklı güzel yazılarla) süslenmesi, hattâ kandil simitlerinin dağıtılması, bu İslâm sembolünü ilân eden huzur verici hadiselerdir.

Böylece bütün mü’minler âhiret kazancına yöneliyor. Herkes Allah’ın rızası yolunda sonsuz bir yarışa giriyor. Ve oluşan manevî hava, bütün bir topluma huzur veriyor. Bu huzur havasından herkes derecesine göre istifade ediyor. Yapılan ibadetler, okunan Kur’ânlar, Arş’a yükselen ihlâslı dualar, bitip tükenmek bilmeyen bir şevkle devam ettirilen İslâmî hizmetler, İlâhî rahmetin celbine vesile oluyor. Ayrıca sırf Allah rızası için ve ihlâsla yapılan bu hizmetler, günahların, sefahetlerin ve zulümlerin kirlettiği manevî havamızı temizliyor.

bu halde, her yıl bizlere ikram edilen bu bulunmaz fırsattan istifade etmeliyiz. Bunun için, mü’min kardeşlerimizle daha sık bir araya gelip sohbetlerde bulunabiliriz. Aramızda Kur’ân’ı paylaşıp imkân nisbetinde günlük ve haftalık hatimler yapmaya başlayabiliriz. Makbul dua ve zikirleri daha çok okuyabiliriz. İslâmî eserlere daha fazla vakit ayırabiliriz. İslâmın hakikatlerini yayma ve anlatma hususunda daha fazla gayret gösterebiliriz. Bu yolda göstereceğimiz en küçük bir gayret, en azından bire yüz netice verecektir.

şimdi ve bu arada, üç ayların ve kandil gecelerinin evlerimizde ve aile fertleri arasında ayrı bir mânâ içinde yaşanması gerektiğini de unutmamalıyız. Çocuklarımız
o manevî havayı soluya soluya büyümelidirler. Bunun için, mübarek gecelerde onları hediyelerle sevindirip, camilere alıştırmakta büyük faydalar vardır.

Ayrıca, sabaha karşı seher vakitlerinde uyanık bulunmaya çalışarak İslâm âlemi için ve mü’min kardeşlerimiz için dualar etmenin fazilet ve kıymeti sonsuzdur. O feyizli vakitte yapılan duaların kabul ihtimali çok kuvvetlidir.
Bu bakımdan gerek kendimizin, gerekse diğer mü’minlerin dünya ve âhiret imtihanlarında başarılı çıkmaları için Cenab-ı Hakka niyazda bulunmak ve Ondan yardım istemek suretiyle, hem sıkıntı ve musibetlere karşı sarsılmaz bir dayanak noktası bulmuş, hem de tükenmez bir teselli kaynağına kavuşmuş oluruz.

(1). Şuâlar, s.416.
(2). Emirdağ Lâhikası, 1:40.
(3). Kastamonu Lâhikası, s.93.5. Mektubat, 281-285.


Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler






Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise,

Receb-i Şerifte yüzden geçer,

Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve

Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve

Cuma gecelerinde binlere ve

Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.

 

Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâseyi böyle bire on kâr veren medrese-i Yusufiyede geçirmek, elbette büyük bir kârdır. Ne kadar zahmet çekilse ayn-ı rahmettir.

 

 

 

Şualar | On Dördüncü Şuâ | 424



Resûlü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:

"Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder."

[Gunye]
---

"Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır."

[Ebu Yala]
---

"Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip 'Ya Rabbi onu mağfiret et' derler."

[Ebû Muhammed]
---

"Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, 'Geçmiş günahların affoldu' der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.

[Taberânî]

RESULULLAH.ORG

Yorum (19) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : kandil, regaib, regaip, recep, receb

11.6.2009 - "SÖZYANGINI" Gıybetin y/aktığı dudaklardan k/özlü sözler...



Yayın Evi: TİMAŞ YAYINLARI
Yazar: SENAİ DEMİRCİ
Baskı Yılı: Şubat 2009
Sayfa Sayısı: 176

Sözün güzelini söylemek için Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak için Tercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı olandan değil, ıslah edici, onarıcı, yapıcı olandan yana kullanmak için İkiyüzlü/ikisözlü olmamak için Hayatıma parça tesirli fiskos bombası fırlatmamak için Gıybetin y/aktığı ddaklarda artık çiçeklerin açması için GIYBET ETMİYORUM! Gıybet etmemek, “Allah’ı görür gibi yaşama” çabasıdır. Allah’ın duyduğunu bilerek konuşma duyarlılığıdır. Allah’ın işitmesine göre nefes tüketme inceliğidir. Allah işitmiyormuş gibi konuşmak günah değil mi? Senai Demirci, bir insanın, gıyabında da onurunun korunduğu, olmadığı yerde de saygı gördüğü, işitmediği kapı arkalarında da hatırının sayıldığı biricik medeniyetin mensupları olarak, gıybetsizliğe davet ediyor bizleri. Gıybet Gönülsüzlüğüne…

(arka kapak)






YORUMluyorum...

Gıybetin tanımı, gıybetin manevi yıkıntıları, hidayete erebildikten sonra sonraki pişmanlıklar, esma-ül hüsna ışığında mağfiret temennileri ancak bu kadar mükemmel anlatılabilir.

 

Önemsiz gibi görünen lakin büyük önem arz eden gıybet mevzunun Senai DEMİRCİ'nin kaleminden dökülüp kitabında vucüt bulması Senai DEMİRCİ okuyucularını çok çok memnun etti...

"Sözyangını" yazarın tek solukta okuduğum kitaplarından...
Tek solukta ama her kelimesinde büyük lezzetle, büyük şükürle okuduğumu belirtmeliyim..

Kitaplığımda haftalarca okunmayı bekleyen bu şaheseri "neden zamanında okumadım" diye kızıyorum şimdi kendime...

Seve  seve yaptığım gıybetlerimin ucunun Rabbime de dokunduğundan bîhaber yaşamanın üzüntüsü, mahcubiyeti içindeyim.. RAbbime karşı yaptığım saygısızlığım, edepsizliğimin üzerini tevbelerimle, gözyaşlarımla kapamaya çalışıyorum, acizane..

Rabbim, 17 küsür senedir susmayı öğrenemeyen kulun, Senai DEMİRCİ kulunun sayesinde susmayı öğreniyor.. Sen ondan razı oL..


-Şiddetle tavsiye edilir-

Selam ve dua ile..

Yorum (31) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : senai, gulumcan, kitap, sözyangını, sozyangını, gıybet

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İçimden Geldiği Gibi

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

veysel karani duası veysel karani ilahi ente rabbi bayram ramazan şeker dua allah efendim kandil huşu namaz kulluk sünnet muhammed mustafa nebi kandil regaib regaip recep receb senai gulumcan kitap sözyangını sozyangını gıybet

Arkadaşlarım

dolunayvakti
onlaruyurken
bayansanem
medreseizehra
dernekli
binbirhuzun
yurekyanginlari
canmurad
subat75
nurullahtuna1432
vaktivisal
genocide
mnelam
kitabooku
sufiderwish
nefci
pinklehobi
aslihanca
edaca30
ibrahimyalcin1982
dilsizmutercim
didoli82
tefani
sivist
nasibim
sevgipinari01
ebrugiller
kalpsevmektenyorulmaz
Mehtap İçer
hulela
geceesintisi
Seyma .
ibrahim COŞAR
simuzer60
usta28
askinadilenciyim
Esmâ Lâ'l
kelimelerinahengi
nuruhilal
saglikci87
erhansavli
ezelinur23
ilknurgultepe
naliya
umutsahili82
ilahiislam
cigdemtas
kayiphazine
nermininhobileri
ra55
hakkı Baba
duapenceresi
kelebeklersonsuzaucar
bilginerdogan
mevedde
szlrnur
sevincaltuntas
askimakber
Adem Armağan
acizgonul
canahmedimsav
heranduam
ruveydacelik
gercekyolislam
ruveybeda
nurumuhammed
laluask34
ozumdeozledigim
ozguraydemir
bitkidunyam
hayalname
mustafa mazlum
bolahenkk
Siraceh siraceh
islamim8192
yorgunfani
gunesimle
herdaimumit